2014-07-17 03:00:56

Tıpış Tıpış

İsmail AYDIN

17 Temmuz 2014, 03:00

Birkaç gün önce akşam iftar yemeğinde CHP’li bir dostumla birlikteydim. İstanbul’dan gelmiş. Geçerken bana da uğradı. 
"Birlikte iftar yapalım." dedi ve ekledi. 

-Sen facebook'u çok kullanıyorsun, konuşacaklarım var, fotoğraf çekme lütfen dedi. Çekersen de yayınlama. 

-Peki dostum dediğin olsun, çekmem de yayınlamam da, dedim.

***

Sohbet , sohbeti açtı ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ne olur veya ne olabiliri tartışmaya başladık. Arkadaşım bir "of" çekerek başladı sözlerine ve ilk sözü şu oldu; "Erdoğan iyi lider , iyi liderliğinin yanında çok şanslı biri
" dedi.
Neden şanslı dedim ?

-Vallahi Sözen'in İSKİ olayı sonrası Belediye Başkanı olması 2001 ekonomik kriz ve üçlü koalisyon sonrası arayış içine giren bir Türkiye’de aranan lider ve her seçim öncesi aleyhine olacakmış gibi ona karşı yapılan tüm eylemlerin kendisine yaraması; üstüne üstlük bu kadar becerikli bir muhalefetin olması , sence onu şanslı kılmıyor mu ?

Haklısın doğru şeyler bunlar dedim ama sevgili dostum devam ediyordu. 

-Bak sen şu işe. İstanbul’da İSKİ skandalını ortaya çıkaran ve Erdoğan’ın Belediye Başkanı olmasında bana göre etkili olan gazete, şimdilerde bizim kılıcımızı sallıyor. Çok ilginç değil mi? Yıllardır karşısında olduğumuzu sandığımız birtakım cemaatler ve teşkilatlarla oy söz konusu olunca nasıl da birden bire kuzu sarması olmuşuz. Erdoğan’a diktatör diyoruz adam çıkıyor demokrasi diyor ve tüm şikayetlerini halkla paylaşıyor. Belki parti içinde o kadar demokrat değil ama benim gördüğüm halkı ile paylaşmaya çok daha önem veriyor. Bizim başkan tıpış tıpış gideceksiniz, oy kullanacaksınız derken , Başbakana da diktatör diyor. Oysa Erdoğan Haliç Kongre Merkezi'nde proje anlatıyor ve neleri yapacağını söylüyor. Bizimkiler sadece Erdoğan’ı eleştiriyor. Yapacakları konusunda Ekmeleddin Bey kadını koruyacağım , çocuğu koruyacağım gibi statüko kokan cümleleri kullanmaktan başka yapılan yok.

Arkadaşım dertliydi içini çekiyordu ve bir soru yöneltti “Siz bu durumdan hoşnut musunuz?
” 
Ben de kendisine bu durumun hiç de iyi olmadığını, aslında Türk halkının her zaman bir altarnetifi olması gerektiğini, ama bunu başarabilen bir muhalefetin maalesef olmadığını, aslında olması gerektiğini, iktidar kadar muhalefetin de önemini anlattım. 

***

Sevgili dostum ayrılırken İsmail sana bir şey diyeyim mi dedi. 

Buyur seni dinliyorum dedim ve çok ilginç bir cevap geldi : “Şimdi sen benim oyumun kime gideceğini sormadın, ben söyleyeyim. Hayatımda ilk kez Başbakan’a oy vereceğim dedi. Hayırlı olması dileklerimi kendisine sundum ve vedalaştık. ''
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.