Karadeniz’in hırçın dalgaları, sisli yaylaları ve kemençesiyle yankılanan dağları… Bu coğrafyanın ruhunu notalara dökebilen, yüreğinden süzülen şarkılarla milyonların kalbine dokunabilen nadir sanatçılardan biridir Volkan Konak. O, yalnızca bir müzisyen değil; halkın duygularını, özlemlerini, sevinçlerini ve isyanlarını türkülere döken bir gönül adamıydı.
Volkan Konak’tan önce, Karadeniz müziğinin öncülerinden biri olan ve adını gönüllere kazıyan bir başka büyük sanatçı vardı: Erkan Ocaklı. Kemençenin yasaklandığı, yerel müziğin hor görüldüğü yıllarda, sazını omuzlayarak Karadeniz’in sesini susturmayan bir direnişçiydi. O, halkın içinden çıkan, samimi, cesur ve ilkeli bir sanatçıydı. Kendi çizgisinden şaşmadan, yöresel müziği büyük bir sevdayla yaşatmaya çalıştı. Ancak ne yazık ki, “yöresel sanatçı” etiketiyle sınırlı kalmasına izin verildi.
Volkan Konak ise Karadeniz müziğini bir adım öteye taşıdı. Bestelediği eserlerle bu müziği evrensel bir forma dönüştürdü. Kendi köklerinden kopmadan, halk müziğini çağdaş yorumlarla harmanlayarak hem Türkiye’nin dört bir yanında hem de yurt dışında geniş kitlelere ulaştı.
Sanatı kadar duruşuyla da saygı duyulan bir insandı. Şöhretin gösterişli yollarına sapmadı, halkın içinden çıkmayı hiç unutmadı. Doğduğu topraklara, Trabzon’a, Karadeniz’e ve Türkiye’ye olan sevgisini her fırsatta dile getirdi. Sanatıyla olduğu kadar gönlüyle de büyüktü.
Volkan Konak’ın bir dünya görüşü vardı. Ve bu görüşte samimiydi. Ne ucuz sloganların peşinden gitti ne de popülist söylemlerle kendine yer edinmeye çalıştı. Ne sahte bir devrimciydi, ne de tribünlere oynayan bir milliyetçi. O, sosyal demokrat bir Türk milliyetçisiydi. Yani hem halkçıydı, hem vatansever. İnsanını seviyordu, doğasını koruyordu, ülkesine sahip çıkıyordu. Düşüncelerini saklamadan, eğip bükmeden dile getirirdi. Ve bu açık sözlülük, elbette bazılarını rahatsız etti.
Ama Volkan Konak hiçbir zaman sistemin parçası olmadı. Alışılagelmiş kalıplara girmedi. Ne dalkavukluk yaptı ne de güç sahiplerine yaranmaya çalıştı. Onun sözleri, onun fikirleriydi. Kimseden izin almazdı, kimseyi de ikna etmeye çalışmazdı. Gerçeği görür, hisseder ve yüreğinden ne geçiyorsa onu söylerdi.
Sanatçılığının ötesinde, gönlü zengin bir insandı. Kimselerin bilmediği yardımlar yaptı. Bu ülkede babasız, ihtiyaç sahibi 60 çocuğa eğitim bursu sağladı. Pek çok üniversite öğrencisine destek verdi. Bunları reklam etmedi, paylaşmadı. Çünkü iyilik onun için bir gösteri değil, bir vicdan meselesiydi.
Ne var ki, ölümünün ardından ona yönelik çirkin ifadeler kullanıldı. Saygısız, insanlıktan nasibini almamış bazı kişiler, onun ardından dahi nefret kusmaktan geri durmadı. Oysa bizim inancımızda, kültürümüzde, ahlaki değerlerimizde; ölene saygı esastır. Arkasından rahmet dilemek, iyi anmak gerekir. Ama siz, bu asgari inceliği bile gösteremediniz.
Bu yüzden sesleniyoruz:
Konuşanlar, bir dönüp kendilerine baksın. Sonra Volkan Konak’a… O, yaşamı boyunca dik durdu, boyun eğmedi, ezileni savundu, doğayı korudu, müziğiyle iyileştirdi. Sanatıyla, karakteriyle, vatanseverliğiyle gerçek bir halk sanatçısıydı.
Bizler onun bıraktığı mirasa sahip çıkacağız. Yaptığı iyilikleri anlatacağız. Müziğini dinlemeye, sesini yaşatmaya devam edeceğiz. Her sözüne, her notasına, her duruşuna sahip çıkacağız.
Volkan Konak ölmedi. O, Karadeniz’in dalgalarında, rüzgârında, türkülerin en derin yerinde yaşamaya devam ediyor.