Öne Çıkanlar manisa MANİSA BÜYÜKŞEHİR alaşehir belediye Alaşehir Belediyesi

Tanınmış İş İnsanı Hasan Kabadağ ahşaba hayat veriyor

Manisa’nın tanınmış eski esnaflarından Hasan Kabadağ, emeklilik sonrası yönelip ustalaştığı naht sanatından elde ettiği gelirle üniversite öğrencilerine burs vererek büyük bir sosyal sorumluluk örneği sergiliyor. Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi'nin “Ustaya Hürmet, Esere Merhamet” projesi kapsamında bu kez mikrofon, Manisa’nın yakından tanıdığı bir isme, Naht Sanatçısı Hasan Kabadağ’a uzatıldı. Bir dönemin başarılı iş insanlarından biri olan Kabadağ, emeklilik yıllarını geleneksel Türk sanatlarından naht ile taçlandırıyor.

Dr. Muzaffer Yurttaş’ın gerçekleştirdiği söyleşide, Hasan Kabadağ hem yaşam öyküsünü hem de sanata olan tutkusunu içtenlikle paylaştı. Sanatçı, Manisa’da uzun yıllar boyunca esnaflık ve ticaretle uğraştıktan sonra, emeklilikle birlikte içindeki sanatı keşfetmeye nasıl karar verdiğini anlattı.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi olarak sürdürdüğümüz “Ustaya Hürmet Esere Merhamet Projesi”nde ustalarımızla söyleşiye devam ediyoruz. Bugünkü söyleşide konuğumuz, değerli büyüğümüz Naht Sanatçısı Hasan Kabadağ. Hasan Ustam, bizim sanatçılarımızı topluma tanıtmak, onların gençler tarafından rol model olarak alınmasını sağlamak amacıyla yaptığımız bu projede, söyleşi için bizi bu güzel mekânınızda, atölyenizde ağırladığınız için size teşekkür ediyoruz. Ben Hasan Kabadağ'ı tanıyorum ama bizi dinleyenlerin, okuyanların Hasan Kabadağ'ı tanıması için bize kendinizden bahseder misiniz?  Hasan Kabadağ kimdir, nerede doğdu, ne işler yaptı?

Hasan KABADAĞ: Evet, ben öncelikle derneğinizi böyle bir program hazırladığı için kutluyorum. Bana bu fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sanatçıya değer vermeniz ayrıca takdire şayan bir konu. Bana gelince, ben Orta Anadolu’da Eskişehir ilinin İnönü ilçesinde doğmuş, orta hâlli bir ailenin çocuğuyum. Çok zor şartlarda tahsil gördüm. Sağlık Kolejinden mezun oldum, sonra Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisinden mezun oldum. Sivil Savunma Teşkilatına memur olarak girdim ve oradan çalışmaya başladım ve en son Manisa İl Sivil Savunma Müdürlüğünden emekli oldum. Evliyim ve iki evladım var.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Naht sanatına ilginiz nasıl başladı? Emeklilikten sonra mı öğrendiniz bu sanatı?

Hasan KABADAĞ: Emekli olduktan sonra Yol Tur Seyahat Acentesini kurdum,  bu vesile ile 25 kez hac ve umreye gittim. Daha sonra Engin Mühendislik Ticaret firmasını kurdum. Baktım ki para kazanmak öyle insanı çok mutlu etmiyor. “Ne yapabilirim?” diye düşünürken, zor şartlar altında tahsil gördüğüm için öğrencilere yönelik bir şeyler yapma fikri doğdu. Manisa’da özellikle üniversite öğrencilerine burs vermekle ilgili Prof. Dr. Süleyman Sami İlker'le birlikte Eğitime Katkı Derneğini kurduk. Ama ben bu derneğe sadece emekli paralarımla katkıda bulunamayacağım için nasıl bir katkı yapabilirim diye düşünürken ağaca olan sempatim ve ahşap işlerine olan yatkınlığım dolayısıyla naht sanatını yapmaya karar verdim. Böylelikle kendime yeni bir sayfa açmış oldum. Böylelikle bu sanatla hemhâl olurken zamanımı değerlendiriyorum ve ruhumu dinlendiriyorum.

Baktım ki benim bu işe bir kabiliyetim var, bir de eş dost bu yaptığım ürünleri satın almaya başlayınca bana daha büyük bir şevk geldi ve elde ettiğim gelirin tamamını üniversiteli öğrencilere burs olarak vermek bende büyük bir heyecana ve motivasyona dönüştü.  İşte ben bu meslekte mutluluk ve huzur duyuyorum diyerek araştırmalarımı ve çalışmalarımı naht sanatı üzerine derinleştirdim. Değişik kitaplar aldım. Ustaları yakından izledim. Her geçen gün kendimi daha da geliştirdim.

Eğitime Katkı Derneği olarak gerek buradan elde ettiğimiz gelirler gerekse vatandaşlarımızın ve üyelerimizin bağışları ile şu ana kadar 5.000 civarında öğrenciye burs verdik. Şu an itibariyle aylık 172 öğrenciye 185 bin lira düzenli olarak burs veriyoruz.

Sadece öğrencilerle sınırlı kalmadı yaptığım bu çalışmalar. Ayrıca camilere de ücretsiz tablolar yapıyoruz. Bugüne kadar Manisa Karaköy Kur'an Kursuna ve bir de Manisa'daki Eniseler Camii’ne yaklaşık 600'e yakın çerçeve yaptık. Onları da onlara hediye ettik. İhtiyaç olan camilere yeni tablolar yapmaya devam ediyoruz. Buradan TİKA vb. kurumlara da çağrıda bulunuyorum. Eğer atalarımızın eserleri olan yurt dışındaki tarihi camilerimize restorasyon sırasında tablo yaptırmak isterlerse onların da hizmetine koşarız.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Manisa’nın manevi büyüklerinden olan Şekerci Hüseyin Dede ile teşriki mesainizin olduğunu biliyoruz. Biraz bize Şekerci Hüseyin Dede’den bahseder misiniz? Sizce Şekerci Hüseyin Dede kimdir?

Hasan KABADAĞ: Şimdi siz bana çok hassas bir soru sordunuz. Benim için son derece önemli bir dost ve hizmetinde bulunduğum bir muhterem zat idi. Şekerci Hüseyin Dede benim hayatımın sekiz yılında önemli bir yer tutan bir büyüğümdü. Onunla ilgili çok hatıralarım var. Sekiz sene hem sabah namazından sonra dükkânına uğradım hem yatsı namazından sonra dükkanına uğradım. Onun özel bakıcılığını yaptım. Paraya hiç değer vermeyen, ancak “sizin getirdiğimizi ben dağıtırım” diyen bir adam idi. Allah 'a karşı bağlılığı ve Peygamber'e karşı sevgisi çok üst derecede olan birisiydi.

Gönül insanıydı. Çok küçük bir şey anlatıvereyim bu çok önemli bir şey benim için. Benim eşim onun yemeklerini götürürdü. Bir gün kuru fasulye yapmış. Kuru fasulye yapınca Şekerci Hüseyin Dede “Ben kuru fasulye yemem” demiş. Tabii ki eşim böyle deyince üzülmüş. Hüseyin Dede demiş ki “Ben neden kuru fasulye yemediğimi anlatayım mı sana?” demiş. Eşim anlat deyince şu cevabı vermiş: “Benim anam küçükken beni bir komşumuza oturmaya misafirliğe götürdü. O misafirliğe götürdüğünde ev sahibesi kuru fasulye pişirmiş. İkram etmiş. Annem “Benim karnım tok” dedi ve yemek istemedi. Ev sahibesi “Belki Hüseyin yer” dedi.  Ben kuru fasulyeyi sevdiğim hâlde annemi ahirette yalancı çıkarmamak için o günden sonra hiç kuru fasulye yemedim diye cevap vermiş.

O hem diliyle şeker gibi tatlı konuşuyor hem de her gelene şeker ikram ediyordu. Herkesin derdiyle ilgileniyordu. Dul ve kimsesizlerin elektrik borçlarını ödüyordu. İhtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını görüyordu. Derdi olanların dertlerini gidermeye gayret ediyordu. Şekerci Hüseyin Dede  “İslam'da emeklilik yoktur” derdi. Ölünceye kadar çalışmamızı öğütlerdi.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Bu sanatı icra ederken hangi ağaçları ve malzemeleri kullanıyorsunuz?

Hasan KABADAĞ: Gittiğim her yerde ağaçlar, kökler, ahşap her malzeme hemen dikkatimi çeker. Değişik yerlerden topladığım yaklaşık 45 çeşit ağaç kullanıyorum. Her birinin işlemesi farklıdır. Her birinin özellikleri vardır. Uzun zaman geçince ağaçların dilinden anlamaya başlıyor insan. Baktığım ağaca alıcı gözüyle bakıyorum. Bazıları yazı için bazılar da çerçeve için uygundur. Nerede hangi malzemenin kullanılacağı zamanla daha da oturuyor zihnimde. Hemen tüm malzemelerimiz doğal malzemedir. Gomalak cila kullanıyoruz genelde. Ağacın rengi bizim işimizi kolaylaştırıyor. Gomalak cilası dünyanın bilinen en iyi cilasıdır. Osmanlı'da tarihi eserlerin tamamında gomalak cilası kullanmıştır. Ama uygulanması zor bir ciladır.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Bugüne kadar kaç tane esere imza attınız? Kaç sergi yaptınız? Eserlerinizi nasıl satıyorsunuz? Yapmak mı satmak mı zor?

Hasan KABADAĞ: Yaklaşık 1500 civarında eser ürettim. Beş büyük sergi düzenledim. Sergiler dışında atölyeme gelerek eserlerimi alan dostlarımız var. Öğrencilere burs olarak verildiğini bilenler daha da hassas davranarak eserlerimizi alıyorlar. Böylelikle hem onlar hem biz hayra vesile oluyoruz. Yapmaktan ziyade satmak zor. Keşke belediyeler bir kooperatif kurulmasına vesile olsalar ve sanatçıların ürettikleri bu eserler oralarda satışa sunulsa ne güzel olur.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Sanatın iyileştirici ve şifaya vesile olucu bir yönü olduğuna inanıyor musunuz?

Hasan KABADAĞ: Kesinlikle yaptığımız sanat ruhu dinlendiren ve ruha huzur veren bir şey. Ufak tefek sıkıntılarımı ve ağrılarımı bu atölyede çalışırken unutuyorum.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Daha ziyade hangi motifleri çalışıyorsunuz?

Hasan KABADAĞ: Daha ziyade dini motifler çalışıyorum. Yani Esma’ül Hüsna çalışıyorum. Besmele çalışıyorum. Allah lafzı ve Muhammed (SAV) ismi çalışıyorum. “La ilahe illallah” çalışıyorum. Tuğra biçimi besmeleler çalışıyorum. Elif, lam, mim ve vav harflerini çalışıyorum

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Bu sanatın gelecek uşaklara aktarılması bence çok önemli. Bir çırağınız var mı sizin öğrettiğiniz, sizin dizinizin dibine gelen atölyenizde faydalanmak isteyen insanlar var mı? Bu işi yapmak isteyenlere önerileriniz nelerdir?

Hasan KABADAĞ: Evet atölyemize gelip çalışma yapan arkadaşlarımız oldu ve hâlâ devam edenler var. Bu sanatı yapmak isteyenler öncelikle sabırlı olacaklar. Aşk ile çalışacaklar, sevecekler. Zaman ayıracaklar. Bu işi bir geçim yolu olarak görenlerin işi zor. Kendilerine bir usta bulup işin püf noktalarını öğrenmeleri ve sürekli kendilerini geliştirmelerini öneriyorum.

Devletin yani Kültür Bakanlığının sanatçıya mutlaka malzeme bazında, yer bazında, kira bazında, destek olması ve eserlerin satışı konusunda öncülük etmesi gerekli. Özellikle belediyelerin destek olması gerekiyor.

Ağaç işleri ve cila ve ağaç tozları solunum yollarına zarar verebiliyor. Sanatçıların bu konuda gerekli önlemleri almasında yarar var.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: İnsanlarımıza ve hemşehrilerimize bir mesajınız var mı?

Hasan KABADAĞ: İlimizde ihtiyaç sahibi öğrencilere destek olmaya çalışan dernek ve vakıflar var. Ama bu konuda birlik olunmasında yarar var. Böylelikle daha fazla öğrencinin ihtiyaçları karşılanabilir. Sanatçılar bir araya gelerek daha başarılı işler çıkarabilirler. Belediyeler ve devletimizin kurumları sanatçılarımızın önünü açarak daha çok güzelliklere vesile olabilirler. Bana böyle bir fırsatı verdiğiniz için size ve derneğinize çok teşekkür ediyorum.

Dr. Muzaffer YURTTAŞ: Asıl biz teşekkür ederiz. Hayırlı ve başarılı çalışmalar dileriz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner42

Haber Sabah
Manset24 Haberleri
Haber Entel